20 Ocak 2018 Cumartesi

Vay delikanlı gönlüm vay.. KLİP HARİKA OLMUŞ...



Vay delikanlı gönlüm vay..
KLİP HARİKA OLMUŞ...

16 Ocak 2018 Salı

4 yıllık aşk...ama acısı bir ömür boyu....



Aslında o kadar emin değilim burada bunu anlatmak belki anlayacaksınız belkide anlamayacaksınız ama genede rahatlayacağımı umuyorum..

 20,01,2000 yıl onu nette tanıdım o zaman liseye giden cıtı pıtı bır kız, bense liseyi yeni bitirmiş bir delikanlı oylesıne sohbetler, derken telefonlar mailler mektuplar ve olan oldu bi internet aşkıydı bu ama başlangıcıda kolay olmadı ve 25.05.2000 ona butun hissettiklerimi soyledım... sadece sana izin veriyorum gir hayatıma diyebilmişti.. cünkü ilkkez bunu yaşıyordu ilkkez bir erkek arkadaşım oldu diyordu. utangaçtı ama konuşkandı. derken hergün görüşmeler. aramızda uzak yollar vardı o kırklarelindeydi bense ankarada. biter çabuk biter die düşünmüştüm.

Yanılmıştım, haftalar, aylar ve derken yıllar ve onu görmeden gecen tam 2 yıl sadece telefonda gecen 2 yıl dayanamadım kalktım gittim en mutlu ınsanı ben olmuştum dünyanın.. sonra okulunu 1. likle bitirdi. üniversite sınavı derken. İ.T.Ü ing. ögret. kazandı. mutluydu onunla birlikte bende mutluydum. herşey çok olağandı çok güzeldi. rabbim bozmasın diye dua ettim cok kere. 2. sınıftaydı ve yanına cagırıyordu gittim 22.12.2003 1 hafta onunla el ele gözgöze heryerdeydik. istanbul bize dar geliyordu neredeyse. ama çabuk bitti o güzel günler ben tekrar ankara yolcusu otobuste bana el sallarken bilemezdim... onu yıllarca goremeyecegımı.. 

Bir şubat akşamıydı bir telefon almıştı birinden benımle alakası olmayan benı sadece telefondan tanıyan birinden. insanın onu boş olunca atması kolay olur derlemiş ya.. ona ne soyledıyse benı aradı.. muthiş boguktu sesi. bişiler anlatıyordu ama anlamamıştım.. çünkü orada ne oldugunu bilemedim ve bitirdi. 05.02.2004.. bitmişti rüyadan uyanmıştım.. bitirmişti herşeyi.. 


Sonra yıllar yılları kovaladı. askerlik, iş , güç derken 4 sene geçti. mart ayıydı 2008 in. dayanamamıştım hasretine ve bir cesaret mail atıverdim. tek istedigim bir kare fotograftı. direndi olmaz dedi. bir sure boyle ınatlaşma ile gitti. sonra birden beni aradı ve konuştuk tekrar konuşmaya başlamıştık. ama yıllar onu çok değiştirmişti. haberlerini alıyordum ortak tanıdıklarımızdan.. öğretmen olmuştu. o hayallerini tamamlamıştı. herşey bir anda oldu işte.. telefon açtım istanbula gelecegimi ve onu görmek istedigimi soyledım önce tereddut etti. sonra kabul.. 13,05,2008 istanbuldaydım.. o sonra bıraktıgımdan beri baya değişmişti. yada bana oyle gelmişti. işlerimi hallettim ve onu aradım. buluştuk.. yıllar onu hiç değiştirmemişti. dilekolay tam 5 yıldır görmüyordum. konuştuk.. onsuz gecen gunleri tek tek söyledim. sucsuz oldugumu soyledım. herşeyi anlattım. ortaköy camiinin hemen yanındaki cafede. birasını içememişti. ben konuştukca gözlerinden boncuk boncuk yaşlar dökülüyordu.. karşısında sıkıyordum kendimi ağlamamak icin.. cunku yılların 5 yılın özlemi vardı. daha faza dayanamamıştım. ellerini tutuverdim. ve gözyaşlarını silerek şunu söyleyebildim. ""SEN ŞİMDİ AGLIYORSUN BEN 4 SENEDİR AGLIYORUM.. ve sen içimde kapanmayan bi yara oldun. her bir damla gözyaşım yarama akmıştı... ama bilemedim gözyaşlarımın tuzu yaramı dahada dağlamıştı.."" bunu soyleyebildim. ve sonra sonrası dunyada en son duyacagımı soyledı bana.. ""seni çok özlemişim" ama ne fayda.. 


Ben ankaraya geldim sanki hayal gibiydi 13,05,2008 ama aradan gecen o zaman o yıllar.. ona kendi hayatını kurdurmuş. cok sevdigi cocuklarıyla mutlu gordum ya onu.. o duzenını bozamadım. beni kollarınla tekrar sar diyemedim. bir sure daha ankarada konuştuk. internet, telefon, derken onu unutmaya çalışıyorum tekrardan. ama ayrılırken son konuşmamızda internetten. şunu anladım sevgisi biten asla göz yaşı dökmezdi. hıckıra hıckıra o aglaması.. son sözü bana şu olmuştu... """seni herşeyden çok sevdim ben" 

EWET BİRTANEM BENDE SENİ HERŞEYDEN ÇOK SEVDİM. VE SEVİYORUM DA

biliyorum oda suan cok uzgun ama ben onu tekrar uzmek ıstemıyorum. yıllar senı hep aynı bıraksın bıtanem... 

YEŞİL GÖZLÜM.. ÖMRÜMÜN VARI.... EY HAYAL...

çok kısada olsa bunu sizlerle paylaşmak en azından altında hala ezildiğim bu yuku bıraz hafifletmek istedim. 

6 Ocak 2018 Cumartesi

Hayallerle yaşamak..Zor bir yaşam öyküsü..

Babam öleli 12 yıl olmuştu ve ben 20 yaşına geldiğimde babasız olmanın acısını artık çok daha iyi anlıyordum.Annemle birlikte küçük ama mutlu bir dünya kurmuştuk kendimize. Mevsimlerden bahardı,sokaklarda parklarda dolaşıyordum.Bu bahar daha bir çoşkulu hissediyordum kendimi. Birçok arkadaş edinmiştim. Mehmet,Can Canı´ın kuzeni Merve ve daha birçoğu...Her gün belirli saatlerde buluşup eğlenceli dakikaler yaşıyorduk. Onlarla o kadar eğleniyordum ki işe dahi gitmiyordum.Yine işe gitmediğim bir günde yalnız başıma dolaşırken arkadaşlarımla her zaman oturduğumuz parkta gördüm onu. O kadar güzeldi ki..Bir süre çevresinde dönüp beni fark etmesini umdum ama bana hiç bakmıyordu. Tam umutsuzluğa kapılmışken son bir cesaretle yanına yaklaştım ve"Oturabilir miyim?" diye sordum. Deniz mavisi gözleriyle bakıp ,küçük bir tebessümden sonra."Oturabilirsiniz" dedi. Kalbim heyecandan deli gibi çarpıyordu.Ne söyleyeceğimi bilemiyordum. Sonra kısık bir sesle,"Adım Vedat," diyebildim. Bana dönüp "Nazlı" dedi. Bir süre sonra telefonlarımızı birbirimize verdikve ayrıldık. Akşam olanları anneme anlattım. Annem gözlerimdeki mutluluğu fark edince çok sevinmişti. Arkadaşları bize davet ettimİlerleyen günlerde Nazlı ile daha sık görüşür olduk. Zaman ilerledikçe ona daha çok bağyaaıyordum. O hayatıma girdikten sonra işe gitmeye bile başlamış,diğerarkadaşlarımla da daha az görüşür olmuştum. Arkadaşlar sitem edince kendimi affettirmeye, onları akşsam yemeğine davet ettim. ve hazırlık yapmak için erkenden evegittim.Anneme arkadaşlarımın geleceğini ve güzel bir yemek yapmak için hazırlığa başlamamamız gerektiğini söyledim. Akşam gelip çatmıştı. Kapı çaldı, hemen koşup açtım.Arkadaşlar gelmişti. Onları salona alıp sofrayı hazırlamak için mutfaktaki anneme yardıma gittim. Sofra hazırlandıktan sonra salona geçip onları içeri çağırdım.Arkadaşlarımı masaya alırken annemin bakşlarındaki korku ve şaşkınlık ifadesine bi anlam verememiştim. Tam arkadaşlarımı tanıtıyordum ki annem büyük bir feryatlamasadan ayrılıp gitti. Olanları bir türlü anlayamıyordum. Arkadaşlardan özür diledim ve yemeğe başladık. Yemeğin ve sohbetin ardından arkadaşlar gitti. Annemin odasına olanları sorduğumda hiç cevap vermedi. Sadece yüzüme bakıp ağlıyordu. Eve gelen misafirAradan 3 ay geçmişti. Arkadaşlarla ve özellikle Nazlı ile görüşmelerimiz iyice sıklaşmıştı.Bir ara anneme sözü Nazlı´dan açıp onunla birbirimizi ne kadar sevdiğimizi ve evlenmek istediğimizianlattım. Annem mutlu olmamdan gülüyordu. Ama gözündeki korkuyu ve acıyı hissedebiliyordum.


 Öbür gün işdönüşü eve geldiğimde bir misafir vardı. Tanıştıkve annem o arada kayboldu. O adam bana tuhaf sorularsorup durdu. 1-2 saat oturduktan sonra annem gelip misafiri yolcu etti.Anneme gelenin kim olduğunu sorduğumdadoktor olduğunu söyledi."Yoksa hasta mısın?" dedim. Annem doktrun benim için geldiğini ve sadece genel birkontrol yaptırmak istediğini söyledi. Sabah erken kalkıp hastaneye gittik ve bir çok testten geçirildim.Bir kaç saat sonra doktor gelip hiçbir şeyimin olmadığını söyledi ve annemi odasına çağırdı.Akşam evegeldiğimde annemin gözleri ağlamaktan şişmişti. Ne olduğunu sorduğumda, "Bir cenazeye gittim,çok etkilendim,"dedi.Artık Nazlı ile hemen hemen her gün görüşüyorduk. Her geçen gün ona olan aşkım içimden taşacak gibi oluyordu.

Eve erkendöndüğüm bir gün misafirler olduğunu gördüm.kimse beni fark etmedi. Mutfağa gidip atıştırırken ister istemez konuşulanlara kulak misafirioldum.Konu bendim ve annemin niye böyle üzgün olduğunu o an anladım. Meğer hastane , doktor hep bu yüzdenmiş.Meğer ben şizofreni hastasıymışıımadını bie bilmediğim bu hastalık beni hayal dünyasında yaşamama neden oluyomuş. Misafirler gidene kadar ortaya çıkmadımAnnem onları geçirince beni arkasında gördü ve "Birşey duydun mu?" der gibi yüzüme bakıyordu. Ona, "herşeyi duydum," dedim.Kadıncağızın gözleri dolmuştu ve bana sarılarak ağladı. Ona üzülmemesini ve kendimi çok iyi hissettiğmi söyledim ama gerçekten korkmuştum.


Bana arkadaşlarımı davet ettiğim gün hasta olduğumu anladığını söyledi. Annemin anlattığına göre benim hiç arkadaşım yoktu. Eve davet ettiğimkişiler tamamen hayal ürünüydü. Annemin hazırladığı sofrada sadece ben oturmuştum ve sanki arkadaşlarım varmış gibi saatlerce o hayali varlıklarla konuşmuştum.Ya Nazlı da hayalse?Hiçbirşey umurumda değildi. Her şey, bütün bir Dünya hayal olabilirdi ama ya Nazlı...Ya o da hayalse? Bu ihtimal beni delirtmeye yetiyordu. Annem birçok ilaç getiriyor ve bunların rahatlamam için olduğunu söylüyordu. Ama ben zaten rahattım. İşten ayrıldım ve aradan 3 gün geçtikten sonra dışarı çıktım. Her zaman gittiğimiz parka gittim.Arkadaşlar yine oradaydı.Aslında belki oradan hiç ayrılmamışlardı.Onlarla konuşurken parktaki diğer insanların alaylı alaylı güldüğü fark ettim.O gülen insanlara,"Siz gerçek değilsiniz!" diye bağırdım.Ama onlar sadece gülüyorlardı.Peşimi bırakmalarını söyledim.Nereye gidersem onlarda benimle beraberlerdi.İlaçlar beni iyice dağıtmıştı.Düşüncelerimi toplayamıyordum.Arkadaşlar da yavaş yavaş benden uzaklaşıyorlardı. Nazlı´yı aramaktan korkuyordum. Çünkü ararsam Nazlı diye birinin olmadığını anlayabilirdim. Bir gün dayanamayıp aradım ve her zamanki yerimizde buluştuk. Ona bir yandan başıma gelenleri anlatırken diğer yandan da çevredeki insanları süzüyordum. Yine bana gülmelerinden korkuyordum.. Eğer bana gülüyorlarsa bu Nazlı´nın olmadığını gösterecekti. Evet çevredekiinsanlar yine bana alaylı bakıyorlardı ama bu defa gülmüyorlardı. Nazlı olayı beni gün geçtikçe bitiriyordu.Bir gün anneme Nazlı´yı eve getireceğimi söyledim. Annemin gözleri kocaman oldu. Yine bir hayali eve getireceğimden korkuyordu. Ama ben kendime güveniyordum. Nazlı bir hayal değil gerçekti.Annem isteksiz olsa da benim ısrarımla kabul etti. Öbirgün Nazlı´yla buluştuk ve ona ,"Seni biraz sonra anneme götüreceğim," dedim. Nazlı çok telaşlandı. Hazırlıksız olduğunu söyledi ama ben ısrar edince kabul etti. Artık geri dönüş yoktu. Biraz sohbetin ardından eve doğru yola koyulduk. Sokağa gelip eve yaklaştığımızda son bir kez kulağına eğilip "Seni çok seviyorum," dedim. Eve geldik,kapıyı çaldım. Annemkapıyı açtığında ben önden girip ayakkabılarımı çıkardım ve Nazlı´yı içeri aldım. Anneme bakıp gözlerimle Nazlı´yı işaret ederken kalbim duracaktı sanki. Annemin gözlerindeki yaşı görünce olduğum yere yığıldım.Demek yine hayaldi...

Ama annemin ağzından çıkan şu kelimeler benim için o an bir dua kadar kutsaldı; "Hoş geldin, güzel kızım,,,"

2 Ocak 2018 Salı

SEVGİLİSİNİN DUYGUSUZ OLDUĞUNDAN YAKINANLARA BİR HİKAYE .(Okuyun ama ağlamayın)


SEVGİLİSİNİN DUYGUSUZ OLDUĞUNDAN YAKINANLARA BİR HİKAYE 

Sabah uyandığında midesinde bir yanma hissetti. 
Yanmanın nedeni aksam yedikleri değil,uyanır uyanmaz bugün yapacaklarının aklına gelmesiydi. 

Bugün 2 yıldır götürmeye çalıştığı bir birlikteliği bitirecekti. 
Aslında bunu yapmakta geç bile kalmıştı. 
Bitmeli dedi içinden,her gün bu tatsız uyanış bitmeli.’ 

Genç adam bunları düşünürken suratı şekilden sekile giriyordu. Süratle giyinerek dışarı çıktı. 
Bugüne kadar hiç bekletmemişti onu, simdi de bekletmemeliydi. 
İstanbul, soğuk ve yağmurlu bir Nisan ayı yasıyordu. Genç adam gökyüzüne bakarak iç geçirdi; ’Bulutlar bizim yasayacaklarımızı biliyor. onlar bile ağlıyor halimize...’ 

BULUSMA VAKTI... 

Artık Kadıköy iskelesindeydi. Birkaç dakikalık beklemeden sonra karsıdan kız arkadaşının geldiğini gördü. 
Simdi midesindeki ağrı daha da artmıştı. Beşiktaş’a geçtiler. Yolculuk sırasında hiç konuşmadılar. 
Genç kız,sevgilisinin bu durgunluğuna anlam verememişti. Nereden bilecekti bugün ayrılık çanlarının çalacağını... 

Beşiktaş’a geldiklerinde bir cafe de 
oturdular. Genç kız anlamıştı sevgilisinin kendisine bir şey söylemek istediğini. 

’Bana bir şey mi söylemek istiyorsun’ diye sordu. Genç adam gözlerini kaçırarak ’Evet’ dedi. Genç kız heyecanlanmıştı, biraz da sinirlenerek ’Söylesene, ne diye bekliyorsun’ dedi. 

Genç adam içini çektikten sonra ’Sence biz nereye kadar gideceğiz?’ diye sordu. Genç kız, ’Bunu sorma gereğini niye duydun?’ diye yanıt verdi. 
Genç adam söze başladı... 
’’Birkaç ay önce aksam 23:00 civarında sana telefon açıp senin için yazdığım şiiri okumak istemiştim. 
Sen bana ’Sırası mi simdi canim yaa, isin gücün yok mu?’ demiştin. 
Biliyor musun o an nakavt olan bir boksör gibi hissettim kendimi. Özür dileyip telefonu kapatmıştım. 
Daha sonra da bu şiiri benden hiç istememiştin. 
Geçenlerde hasta olup yataklara düştüğümde arkadaşlarımla birlikte sen de gelmiş, Meralin ’Sen şanslısın, sevgilin sana bakar’ sözüne ’İşim yok da sana mi bakacağım, annen baksın’ demiştin. Hatırladın mı?’’ 

DUYGUSALLIGI SEVMEM... 
Genç kız, ’Biliyorsun ben duygusallığı sevmiyorum. 
Hem hasta bakici gibi göründüğümü de kimse söyleyemez’ diye yanıtladı. Genç adam güldü, ’Evet canim haklisin. Zaten olmak istesen de bu kalbi taşıdığın sürece hasta bakici, hemşire falan olamazsın. 
’ Genç adam devam etti... 
’Bana şimdiye kadar kaç kere sabahın erken saatlerinde güzel sözcüklerden oluşan bir mesaj çektin? Hiç... 
Hatta günün hiçbir saatinde çekmedin. Duygusallığı sevmeyebilirsin. 
Ama sen seni seven insanları da mutlu etmeyi sevmiyorsun. 
Halbuki ben senin tam tersine kendimden çok insanları mutlu etmeyi seviyorum. 
Seni tanıdığımdan beri her sabah, her akşam her gece yani seni andığım her saat tatlı bir mesajım vardı senin için biliyor musun? Seninle ben AKLA KARA gibiyiz. 

’ Genç kız anlamıştı, ’Yani ne istiyorsun benden sair olmamı mı? 
’ Genç adam tekrar gülümsedi içinden. 
Dün gece verdiği ayrılık kararının ne kadar doğru olduğunu düşündü. 
’Hayır’ dedi, ’Sair olmanı istemiyorum. Olamazsın da... 

BIZ AYRILMALIYIZ. 
Ayrılırsak ikimiz için de en hayırlısı olacak.’ Genç kız şaşırmıştı, 
’Neden ama? Ben seni seviyorum. Senin de beni sevdiğini sanıyordum.’ 
Genç adam iç çekerek ’Hayır canim, sen beni sevdiğini sanıyorsun. 
Eğer beni sevseydin simdi başka şeyler konuşuyor olurduk’ dedi. 
Genç kızın gözleri yaşarmıştı. Genç adam cebinden çıkarttığı mendili uzattı, genç kız gözyaşlarını silerek 
’Sen bilirsin, umarım beni bir başkası için bırakmıyorsundur...’ dedi. 
Genç adam ’Nasıl böyle bir şey düşünürsün, senden başka kimse olmadı ve uzun zaman da olacağını sanmıyorum’ yanıtını verdi. 

Genç adam ve genç kız iki sevgili olarak oturdukları masada Artık iki yabancıydılar. 
Birkaç dakika sessizce oturduktan sonra Genç kız, ’Kalkalım istersen’ dedi. 
Genç adam ’Ben biraz daha burada kalmak istiyorum, istersen sen kalkabilirsin’ diye yanıtladı. 
Genç kız ’Tamam o zaman sana mutluluklar dilerim’ diyerek elini uzattı. 
Genç kızın sesi ve eli titriyordu. Genç adam;
’İstersen arkadaş kalabiliriz’ dedi ve birbirlerine son kez sarıldılar. 

’BEN DOGRU YAPTIM..." 
Genç adam doğru yaptığına inanıyordu. 
Eve döndüğünde yürümekten bitap bir haldeydi. Odasına girdi. Gece bitmek bilmiyordu. Sabah erken kalkıp ise gidecekti, uyumalıydı. 
Birkaç saat sonra uykuya dalmayı başardı. Sabah 7’de saatin ziliyle uyandı. 
Evden çıkacağı zaman cep telefonuna baktı, mesaj ve 10 cevapsız arama vardı. 
Yorgun olduğu için Duymamıştı telefonun sesini. Aramalar ve mesaj sevgilisindendi. Heyecanla mesajı açtı, şunlar yazıyordu: 



SADECE ONLARI SEVMEYI SEVDIM, 



HEPSINI ONLARSIZ YASADIM DA, 

BIR SENI SENSIZ YASAYAMIYORUM, 

BU ASKI TEK KALPTE TASIYAMIYORUM, 

SANA YEMIN GÜZEL GÖZLÜM, 

BIR TEK SENI SEVDIM, 

VE SENI SEVEREK ÖLECEGIM, 

ELVEDA BIRTANEM... 

Genç adam şaşırmıştı. Onu tanıdığı günden beri ilk defa şiir alıyordu ve üstelik sabahın besinde yazmıştı. 
Heyecanla onu aradı, telefonu Yabancı bir ses açtı. 
Genç adam ’’Nalan’ la görüşebilir miyim?’’Dedi. 
Ama karşısındaki ağlıyordu, hıçkıra hıçkıra hem de... 
’Ben onun annesiyim yavrum, kızım bu sabah intihar etti. 


Gece sabaha kadar birilerini arayıp durdu. 


Sabah odasının ışığını sönmemiş görünce girdim. Yavrum kendini 

asmıştı....’ 




YIGILIP KALDI... 

Genç adam beyninden vurulmuşa döndü. 
Bir gün önceki mide ağrısının İki katini çekiyordu simdi. 
Olduğu yerde yığılıp kaldı... 

Birkaç ay sonra iki doktor konuşuyordu hastanede. 
Doktorlardan biri diğerine karsıdaki hastanın durumunu soruyordu. 
Doktor yanıt verdi...’Haaa o mu? Üç ay önce getirdiler. Kendisi yüzünden bir kız intihar etmiş. 
O günden sonra cep telefonunu elinden hiç bırakmamış. 
Devamlı bir şeyler yazıp birine yolluyor. 
Geçenlerde merak ettim. 
O uyurken gönderdiği numarayı aradım. 
Numara 3 ay önce iptal edilmiş. 
Gelen mesajlarda bir şiir var. 
Bu adam duygusal mi bilmem ama benim anladığım Kadarıyla şiiri yazan çok duygusal biriymiş... 


"ÇEVRENIZDEKİ İNSANLARIN NE HİSSETTİĞİ YA DA NE DÜŞÜNDÜĞÜN DEN O KADAR 

EMİN OLMAYIN, BAZEN BİR KALBİN, İÇİNDE NELER SAKLADIĞINI ÖĞRENDİĞİNİZDE 

HERSEY İÇİN ÇOK GEÇ OLABİLİR..." 

Güzel bi siteden alıntıdır